15 Mart 2016 Salı

İnsanlar yaşayarak tecrübe edinir. Hayatın ona yaşattırdıklarıyla güçlenir ve hayatı daha iyi tanır. 
Hayatın nezaman neyi karşınıza çıkarıcağını bilemezsiniz. Hayattır bu. Bir anda mutluyken mutsuz duruma düşersiniz. Acılar içinde yaşarken bir anda tatlı anılarda bulursunuz kendinizi. Birlikte güldüğünüz insan sizi dakikalar sonra gözyaşlarına boğabilir. Bazı insanlar sizin hayattan nefret etmenizi sağlarken öte yandan bazılarıysa sizi hayatın güzellikleriyle tanıştırır. Hayata sıkı sıkı tutunmanızı sağlar. Dik tutar sizi. Hani tam yere düşmüş, kalkamayacak duruma gelmişken bir el uzanır ve kaldırır ya sizi. Aynı o misal işte. Siz ne zaman neyle karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Hiç gitmez diye ümitlendiğiniz o insan bir an yok olup gidebilir. O unutur ya beni umrunda olmam dediğiniz insansa bir an bile ayrılmayabilir yanınızdan. Bir an hayattan kesersiniz ümidinizi. Bitti artık herşey dersiniz. Yolun sonuna geldiğinizi hissedersiniz. Sanki uçsuz bucaksız  bir uçurumun en ucundaymışsınız gibi. Bazen o uçurumdan defalarca aşağı düşer ve tekrardan o uçurumun ucuna gelirsiniz. Tekrar tekrar düşersiniz. Bazense tam o uçurumdan aşağı düşecekken biri tutar sizi. Çeker geri. Hayata dönmenizi sağlar. Bir doktor gibi. Tam içinizdeki o bütün kelebekler can verecekken bir an o kelebeklerin canlanmasına neden olur bazıları. Bazen birini canınızdan çok seversiniz. Aynı duyguları aynı hisleri ve aynı acıları yaşarsınız o insanla. Onunla ağlar onunla gülersiniz hayata. Onunla tutunur onunla koparsınız hayattan. Sonra aniden kaybedersiniz o insanı. Başucunuzdan yok oluverir bir anda. Yıkılırsınız. Neden diye sorup durursunuz kendinize. Neden. Kendinizi suçlayıp durmaktan başka çözüm bulamazsınız. Koskoca labirenti tam bitirmek üzreyken tekrardan başa dönersiniz. Zaman geçer aradan. Ve güçlü olmak istersiniz artık. Unutmak istersiniz belirli şeyleri. Silip atmak istersiniz. Yeni bir sayfa ve yeni insanlar. Yeni duygular ve hisler. Fakat geçmişinizdeki onlarca şey sizle sürüklenip durur. Yeni sayfanızı kirletir hep. Unutamazsınız. Çevrenizdeki herşey size onu hatırlatır ister istemez. Aklınızdan çıkmak bilmez bazıları. Sanki aklınıza kazınmış gibi. Kafayı yiyecek duruma gelirsiniz bazen. Uçurumun ucuna gelirsiniz. En ucuna. Artık sonun geldiğini düşünür vazgeçmek için hazırlanırsınız. Ve tam o sırada bir ses duyarsınız arkadan. "gitme." İşte bu insanı yürekten yakan sözcüklerden biridir. Arkanızı dönüp baktığınızda o bir zamanlar sizi bulunduğunuz uçurumdan defalarca atan insandır. Dayanamazsınız o sözcüğüne. Gitme diyişine. Siz dayanmak istesenizde sol yanınız buna bir türlü fırsat vermez. Ve geri dönersiniz o insana. Sizi öldüreceğini bile bile masum bir balık misali düşersiniz ağına. Kurtulamazsınız. O insan tekrar tekrar öldürür sizi. Hiç bıkmadan defalarca. Ve siz onu sevmekten vazgeçmezsiniz hiç. O farkına varmaz. Habersizdir herşeyden. Canınız yana yana seversiniz. O sürekli hayatınızdan çıkıp hayatınıza girer ama siz umursamazsınız. Umudunuzu kaybetmezsiniz hiç. Sonra tekrardan kaybedersiniz o insanı. Saçma sapan mevzular koparır o sımsıkı zinciri. Sonra ne mi olur? Tamamen biter her şey. Beklemeye haliniz olmaz. Pes edersiniz. Sevmeye haliniz olmaz pes edersiniz sevemezsiniz insanları. Hayattan tamamen koparsınız o an. Sanki herşey sonsuza dek durmuş gibi. O insan sizin tüm hayatınızı elinizden alır ve geriye size anılar bırakır. Unutulması zor hafızaya kazınmış anılar. Ve o an başlar keşkeler.
Siz siz olun sevdiğiniz insanı kaybetmeyin. Kaybetmediğiniz o koca süreçte keşke dedirtecek hiçbir şey bırakmayın.