10 Temmuz 2015 Cuma

"Hep iyi niyetimizden kaybediyoruz."

Şu son zamanlarda çevremize bakındığımızda kırgın, acı çeken, depresyona giren hatta intahara kalkışan binbir türlü insan görüyoruz. Peki bu insanlarının yarısının suçlu olmadığını biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Hepsini suçlu olarak damgalıyoruz.

Son zamanların bir modası daha var. “yapmacık” sözcüğü. Çevremize şöyle bir bakınırsak çoğu insan yapmacık aslında. Dışarıdan masum, iyi kalpli, saf ve temiz duran insanlar aslında içlerinde koca bi vicdansızlıkla duruyorlar karşımızda. Ben onları maskeli insanlar diye adlandırıyorum şahsen. Çünkü maskeliler. Maskeleri çıkarınca çıkıyor her şey ortaya. Yalanlar, dolanlar, atılan iftiralar ve tabiî ki ödenen bedeller. Şimdi ben bunu kime anlatsam “hayat” diyecek bana. Hayatın acısıda var tatlısı da diyecek. Oysa öyle değil. Hayatı hak ettiğimiz gibi yaşamıyoruz aslında. Genelde eşit şekilde değil de çoğunluk acısıyla yaşıyoruz. Biz iyi insanlar grubu olarak fazla acı çekiyoruz. Fazla gözyaşı döküyoruz. Hatta benim gibi depresyona girip bir türlü çıkış yolu bulamayan bile var. İstediklerimizi yaşamıyoruz ki biz? Hayatın istediklerini yaşıyoruz. Oysaki özgür bireyleriz biz. Yaşama özgürlüğümüz var. Peki ya bu özgürlüğümüzü elimizden alan şey? Hayat. Biz iyi insanlar olarak sadece karşımızdakine fazla güvenip inanarak koca bi aptallığa imza atmış oluyoruz. Sonuçları bilmeden güven ve inanç konusunda tüm 8leri yan çeviriyoruz. Sonuçları yaşayıncada “keşke” diyoruz. İşte bu yüzden sevmiyorum bu sözcüğü.  Bir işe yaramıyor. Sadece gereksiz bir sözcük. Gidenleri geri getiriyor mu? Hayır. Sorunlarımıza çözüm olabiliyor mu? Hayır. Sadece başıboş bir sözcük.  Zaten çevremizde ne kadar iyi kaldı ki? Şu son 3 senede bakıyorum da ortalık yapmacık insan kaynıyor. Yani bir insana hayatımın anlamısın dedikten sonra o insanı yarı yolda bırakmak da nedir? Hayatımın anlamısın diyorsun. Yani onsuz yaşayamazsın. Onsuz hayatın tadı tuzu olmaz. Bilmeden etmeden sözcükler söyleyerek çekip gitmek insanların içine işlemiş. Size bir sözcük söylüyorlar. Sizi mutlu eden yüzünüzü gülümseten hatta dünyayı elinize veren ufak bir sözcük. Aradan zaman geçiyor bir bakıyorsunuz o sözcüğü başkasına söylüyor. O kadar çok canınız yanar ki? Kelimelere dökemezsiniz. Susarak beklersiniz. Umutluca her gün beklersiniz. Bazen en sevdiğiniz şeyleri bile umursamazsınız. Uyku aşkınızsa uykusuzluğu aşkınız yaparsınız. Yazı yazmak hobinizse fobi haline dönüştürürsünüz. Çünkü kötü insanların biz iyi insanların hayatında etkisi büyük. Mesela yokluklarını kabullenemiyoruz. Başkalarıyla gülmelerine. Kabul edemiyoruz bir türlü. Sürekli yanımızda olsun istiyoruz. Zaten o kişiyi tanırkende öyle düşünüyoruz. Hiç gitmez ya bırakmaz yarı yolda diye sürekli düşünüyoruz. Kendimizden emin bi şekilde hemde. Kalbimizdeki o koca boşluğu kapatamıyoruz. Anıları unutamıyoruz. Birçok şeyi silemiyoruz. O zaman nasıl unutmamızı beklersiniz ki bizden? “unut” diyorlar basitçe. Ama bunu yaşadıktan sonra söylemek lazım. Çünkü biz insanlar yaşayınca anlıyoruz her şeyi. Basit dediğimiz şeyin zor olduğunu yaşayınca anlıyoruz. 

1 yorum:

  1. Çok haklısın.
    Ama hayatın güzel yönleri de var.
    Biraz da onlara el atsan, diyorum.

    YanıtlaSil