Şu son
zamanlarda çevremize bakındığımızda kırgın, acı çeken, depresyona giren hatta
intahara kalkışan binbir türlü insan görüyoruz. Peki bu insanlarının yarısının
suçlu olmadığını biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Hepsini suçlu olarak damgalıyoruz.
Son
zamanların bir modası daha var. “yapmacık” sözcüğü. Çevremize şöyle bir
bakınırsak çoğu insan yapmacık aslında. Dışarıdan masum, iyi kalpli, saf ve
temiz duran insanlar aslında içlerinde koca bi vicdansızlıkla duruyorlar
karşımızda. Ben onları maskeli insanlar diye adlandırıyorum şahsen. Çünkü
maskeliler. Maskeleri çıkarınca çıkıyor her şey ortaya. Yalanlar, dolanlar,
atılan iftiralar ve tabiî ki ödenen bedeller. Şimdi ben bunu kime anlatsam
“hayat” diyecek bana. Hayatın acısıda var tatlısı da diyecek. Oysa öyle değil.
Hayatı hak ettiğimiz gibi yaşamıyoruz aslında. Genelde eşit şekilde değil de
çoğunluk acısıyla yaşıyoruz. Biz iyi insanlar grubu olarak fazla acı çekiyoruz.
Fazla gözyaşı döküyoruz. Hatta benim gibi depresyona girip bir türlü çıkış yolu
bulamayan bile var. İstediklerimizi yaşamıyoruz ki biz? Hayatın istediklerini
yaşıyoruz. Oysaki özgür bireyleriz biz. Yaşama özgürlüğümüz var. Peki ya bu
özgürlüğümüzü elimizden alan şey? Hayat. Biz iyi insanlar olarak sadece
karşımızdakine fazla güvenip inanarak koca bi aptallığa imza atmış oluyoruz.
Sonuçları bilmeden güven ve inanç konusunda tüm 8leri yan çeviriyoruz.
Sonuçları yaşayıncada “keşke” diyoruz. İşte bu yüzden sevmiyorum bu sözcüğü. Bir işe yaramıyor. Sadece gereksiz bir sözcük.
Gidenleri geri getiriyor mu? Hayır. Sorunlarımıza çözüm olabiliyor mu? Hayır.
Sadece başıboş bir sözcük. Zaten
çevremizde ne kadar iyi kaldı ki? Şu son 3 senede bakıyorum da ortalık yapmacık
insan kaynıyor. Yani bir insana hayatımın anlamısın dedikten sonra o insanı
yarı yolda bırakmak da nedir? Hayatımın anlamısın diyorsun. Yani onsuz
yaşayamazsın. Onsuz hayatın tadı tuzu olmaz. Bilmeden etmeden sözcükler söyleyerek
çekip gitmek insanların içine işlemiş. Size bir sözcük söylüyorlar. Sizi mutlu
eden yüzünüzü gülümseten hatta dünyayı elinize veren ufak bir sözcük. Aradan
zaman geçiyor bir bakıyorsunuz o sözcüğü başkasına söylüyor. O kadar çok
canınız yanar ki? Kelimelere dökemezsiniz. Susarak beklersiniz. Umutluca her
gün beklersiniz. Bazen en sevdiğiniz şeyleri bile umursamazsınız. Uyku
aşkınızsa uykusuzluğu aşkınız yaparsınız. Yazı yazmak hobinizse fobi haline
dönüştürürsünüz. Çünkü kötü insanların biz iyi insanların hayatında etkisi
büyük. Mesela yokluklarını kabullenemiyoruz. Başkalarıyla gülmelerine. Kabul
edemiyoruz bir türlü. Sürekli yanımızda olsun istiyoruz. Zaten o kişiyi
tanırkende öyle düşünüyoruz. Hiç gitmez ya bırakmaz yarı yolda diye sürekli
düşünüyoruz. Kendimizden emin bi şekilde hemde. Kalbimizdeki o koca boşluğu
kapatamıyoruz. Anıları unutamıyoruz. Birçok şeyi silemiyoruz. O zaman nasıl
unutmamızı beklersiniz ki bizden? “unut” diyorlar basitçe. Ama bunu yaşadıktan
sonra söylemek lazım. Çünkü biz insanlar yaşayınca anlıyoruz her şeyi. Basit
dediğimiz şeyin zor olduğunu yaşayınca anlıyoruz.

Çok haklısın.
YanıtlaSilAma hayatın güzel yönleri de var.
Biraz da onlara el atsan, diyorum.