11 Temmuz 2015 Cumartesi

"Hep mutlu ettiklerimiz mi üzmek zorunda?"

Hani derler ya "değerini kaybedince anlarsın." diye. İşte tam da onu yaşıyorum şuan. Hayatımın en derinine giren bir insanı nasıl o derinden  çıkarabilirim bilmiyorum. Yokluğunun canımı acıtması, sürekli onun ismini yazma isteğim, sürekli ona yazma isteğim.. Bunlar ve daha birçoğu koca bir alışkanlık iste. İnsanlar hiç gitmez sanardım ben. Herkesi maskeleriyle bilirdim. Yüzlerindeki maskeyle herkesi iyi bilirdim. Kimse kötü değildi gözümde. O kadar çok saftım ki hemen kanıyordum her şeye. Meğer maskeleri kaldırınca çıkıyormuş ortaya her şey. Meğer gidiyormuş herkes. Meger her hikayenin sonu kötü bitiyormuş. Meğer hep iyiler yaralanıyormuş. Ben mi eksik davrandım onlara karşı diye düsünüyorum aptalca. Hergün aklımdalar o maskeli insanlar. Neden çıkmıyorlar sanki şu akıldan? Neden rahat bırakmıyorlar bilmiyorum. Sadece bunların hepsini aptallığıma sayarak kendimi suçluyorum. Çevremdekiler üzülmesin diye gülümsüyormuş gibi yapıyorum sürekli. Sahte gülüşler ve sahte mutluluklar. İçeride hep bir acı. Bilmiyorum nerede hata yaptım. Hayatım boyunca hep insanların mutlu olmasını istedim. Kendi mutluluğumu umursamayıp hep başkalarının mutluluğuyla ilgilendim. Neden bilmiyorum. Böyle büyümüştüm ben. Sırf çevremdekiler üzülmesin diye istemediğim şeyleri bile yaptığım oluyordu. Onların mutluluğu önemliydi benim için. Gülüşümü etkiliyorlardı. Mutluluğumu. Hatta belki de hayatımı.  Şu son zamanlarda mutlu bir insan olmayı beceremedim. Yüzüne güldüklerim hep mutlu sandı beni. Ancak yanılıyorlardı. O sahte gülüşlerin arkasında koca bir acı ve pişmanlık vardı. O pişmanlık hep içimde kalacaktı sanırım. Ben bôyleydim cünkü. Belirli şeyleri unutamazdım. Hatta birçok şeyi. Beni diğerlerinden farklı kılan tek özelliğim insanların mutluluğunu düşünmem oldu. Gece gündüz o insanlar için çalışır, çabalardım. Onların yüzü güldükçe mutlu olurdum. Kimisini şu küçücük yaşımla teselli ederdim. Çabuk alışır zor vazgeçerdim insanlardan. Zor unuturdum. Böyle biriydim işte ben. Kendi kırgınlıklarımı, üzüntülerimi hiçe sayar insanların üzüntülerine odaklanırdım. Ne yapayım benim de böyle bir yapım var işte. Değişemedim, değişemiyorum da. Sonu bağlayacak olursam kimsenin üzülmesini istemiyorum. Benim için her üzüldüğünüzde ben iki kat suçluyorum kendimi. Unutamadığımın, kötüye gittiğimin de farkındayım. Ancak yapacak bir şey yok. Susarak beklemek en mantıklısı. Belki susup içime atarak kitap yazarım. En azından insanlara bir faydam dokunur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder